adalet, adalet bakanlığı, Osman Kaçmaz, Sincan Hakimi, siyaset, Yargı, Yargı Bağımsızlığı, YARSAV
In Başbakan, Demokrasi, Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, iktidar, siyaset, toplum on Kasım 9, 2009 at 6:54 pm
siyaset, dış politika, Türkiye, İran, ABD, savaş, El Beşir, İSEDAK, Batı, Doğu, uluslararası politika, Güç Dengeleri
In Türkiye, dış politika, kriz, siyaset, toplum on Kasım 9, 2009 at 8:43 am
toplum, Hayat, insan, bireysel terör, düşünce, deneme
In Hayat, işsizlik, kriz, toplum on Kasım 8, 2009 at 6:23 pm
İşsizlik ve ekonomik sıkıntı gitgide artarak sosyal bunalım halini almakta.İnsanlararası ilişkilerin sadece maddiyatla ölçülmesi şaşkınlığı toplumun değer yargılarını alt üst eden ekonomik kriz ile el ele verince ortaya bu cinnet ve terör tablosunun çıkması şaşırtıcı olmuyor.Bireysel terörün suça teşne olan insanlar tarafından topluma yayılması domuz gribinin bulaşması kadar hızlı ve ölümcül bir hal alıyor.Buralarda durum iç karartıcı olsa bile dışarıda daha iyi değil.Özüne yabancılaşma yaşayan,doğadan kopartılmış insanoğlunun yaşam kavgası tezat biçimde kan dökerek savaşın vahşi rengine bürünüyor. Bu sayede yarının belirsizliğini koruması güvensizlik duygusunu besleyerek korkularımızı hayatımızda hakim kılmıştır.Hastalıkların, kirletilmiş doğanın, maddiyatlaşmanın aracın amaç olması tezatlığını yaratması insani yoksunluğumuza maddi yoksullukla katkıda bulunuyor.
Yani insan malzemesinin kendi toprağından ayrılması gerçeği özünden yaban kalan biçare bireylere kalabalıklar arasında yalnız olma ayrıkotluğunu usul usul yedirmekte.Bu uzlet duygusu iç yakıcı bir duygudur.Ki çoğu kişi bu durumdan kendini uzak tutmak için saplantılarına,uyuşturucu tutkunluklarına,yoldan çıkmışlıklara sarılır.Sadece acı veren gerçeği azaltmak içindir yapılanlar.Acıdan hazza varmak aymazlığına arabesk toplumun basamaklarından geçerek ulaşmak,artık hayatın nesnesi olmuş bireyi ölümün öznesi kılmıştır. Yaşamak acı veren bir duygu haline geldikçe ölüm kutsanır.İnsana dair ne varsa reddedilir bu süreçte.İçi boş ve kavrulmuş bu malzeme ile toplumun terörize edilmesi kolaylaştırılmıştır.Bu başarıda payı olan herkese çok teessüf ederim.
Hayatın özlü gerçeği doğada yatmaktadır.Bireysel terörün bu kadar azgınlaşması doğadan bağı kopartılmış insanın çaresizliği değil midir?Suçun sabit olduğu ama kimin haklı kimin haksız olduğu bilinemeyen bu toplum kurgusu kapitalizmin özene bezene yarattığı homo economicus gen biliminin iflas etmesi anlamına geliyor.Mutlu değiliz,zengin değiliz,huzurlu değiliz…Peki insan ne için yaşar?Dünya üzerinde adım atarken hayatın anlamını aramak olanca ağırlığıyla tahakkuk eden lüks tüketim vergisi midir?
Son söz:Bu yazıyı atmayın, lütfen ihtiyacı olan birisine verin…