Biz ekonomik fay hattının üzerinde oturuyoruz.Yakın zamanda şiddetli toplumsal hareketleri üretecek böylesi bir kırılma üretim ve adil olmayan paylaşım ilişkilerinin duvara toslamasından başka bir anlama gelmiyor.Ne zamandır Ergenekon,Darbe Belgesi gibi gündem ayarlarıyla meşgul olurken halkın açlıkla savaşını göremedik.Bir Jose Saramago romanında konu edildiği gibi toplumsal körlükten muzdarip basiret özürlüler olup çıktık. Yoksullaşmanın getirip kotardığı yozlaşma sosyal değişimin muhafazakarlık zırhına sığınmasıyla son bulmuştur.Siz bakmayın etnik milliyetçilik gösterilerine tüm bunlar çıplak ücretin giydirilmiş fakirliğe yenik düşmesinin acı bir sonucu.
Yaşanılan değişim, piyasa ekonomisinin sermayeye serbest iken emeğe yasak edilmesi yüzünden başlayan krizle doğdu.Yeni Dünya Düzeni, coğrafi sınırlarına aldırmadan ulus devletleri dev şirketler adına peşkeş çekerken yarattığı savaşlarla hegemonyasını yerkürede sabit kılmak amacında.1 milyar insanın açlıkla boğuştuğu bir Dünya düzeni baştan aşağı değişmeli.Sokaklarımızın eylem tarlası haline dönmesi işte bu paylaşım kavgasının siyaset sahnesinde ses bulamamasından kaynaklanıyor. Açılımlara böylesi yanlış zamanda başlatılması bir delinin kuyuya taş atması ile etrafta çıkartacak akıllıların olmaması örneğini bana hatırlatıyor.Mevlam ne eylerse güzel eyler.