11 Eylül Saldırıları’nın hemen ardından ABD ve müttefiklerinin El-Kaide ve Taliban’ı yok etmek için girişilen işgal hareketi şu ana kadar şeriatçı güçlerde bir gerileme yaratmadı.Üstelik dinci dediğimiz bu insanlar Afgan halkının kendisi.Irak’taki işgale direnen, terörist diye adlandırılan insanlarla aynı amacı taşıyorlar:Ülkelerini düşmandan temizlemek…
Son 30 senede iki süper gücün saldırısına maruz kalan Afganlıların dinden ve uyuşturucudan başka sarılacak dalları kaldı mı?Terörizmin kolayca yeşerdiği en uygun insan iklimine sahip olan ve Türkiye’nin doğusundan başlayıp İran, Pakistan, Afganistan üzerinden Çin diyarına kadar ulaşan ülkeler zinciri yokluğu hayatına katık etmiş durumda.Otoritenin sürekli baskı altında tuttuğu bu ülke halkları kendilerine uygulanan şiddeti terör refleksi sayesinde dışarıya yansıtıyorlar.
Türkiye,NATO ISAF Kabil Bölge Komutanlığı’nı Kasım 2009′den itibaren devraldı.Komutanlığı ülkemize vermelerinin amacı ortada;savaşacak asker temin etmek.Şu ana kadar askerimize silah doğrultulmaması Afganlıların bize olan muhabbetinden kaynaklanmıştır.Aynı sevginin devamını istiyorsak sadece imar,eğitim,sağlık gibi alanlarda çalışmaya devam etmeliyiz,çünkü savaş ağırlaşacak.ABD bugüne değin kendi çıkarları için NATO imkanlarını sonuna kadar kullandı, kullanmaya da devam edecek görünüyor.Başbakanın 7 Aralık tarihindeki Washington ziyaretinde de aynı konu ele alınacak.Cevabın olumsuz olacağına inanıyorum.
ABD, yeni Af-Pak stratejisinde iç savaş çıkarttığı iki ülkenin ardından sıraya İran’ı koydu.Ahmedinejad’ın nükleer tesislerini denetime açmama ve nükleer silah geliştirme inadı İran devletini hedef tahtası yapmıştır. Büyük Ortadoğu Projesi’nin gelip dayandığı aşama Ortadoğu ve Yakın Asya devletlerinin istikrarsızlaştırılarak parçalanmasına dayanıyor.Açılım sürecine bu açıdan bakıp küresel kaynaklı paylaşım kavgasının sokak çatışmaları hali olarak okursak bu dinamikle sıranın kime geldiğini tahmin edebiliriz.